Brezilya 1 gün Sao Paulo – 7 gün Rio De Janeiro) 2015

Ne Zaman Gidilir : Tropikal bir iklim olduğu için sıcaklık 20 derecenin altına düşmüyor ama yaz mevsiminde orada olalım deniz, kum, güneş takılalım derseniz bizde kış mevsimi olan Aralık, Ocak, Şubat ve Mart aylarının başı ideal. Şubat ayında Rio Karnavalı oluyor. Karnaval zamanı çok kalabalık, keşmekeş ve konaklamanın pahalı olduğu söyleniyor. Biz Mart ayının ilk 10 günü oradaydık bizdeki Eylül ayı gibi; okullar açılmış, hava sıcaklığı daha yaşanılır seviyeye düşmüştü; 35 derece :) Ama bir kez daha bu sefer karnaval zamanı Rio’ya gidesim var, çünkü kalbim orada kaldı :) .

Nasıl gidilir: THY’nin direk uçuşu ile Sao Paulo’ya vizesiz gidebiliyorsunuz (13 saat sürüyor). Aktarmalı uçuş tercih edecekseniz iyi araştırmalısınız çünkü aktarma yapacağınız yerler vize istiyor olabilir. Sao Paulo’da Rio’ya otobüs (ortalama 75 real-7 saat sürüyor-her 15 dakika da bir kalkıyor) ya da uçak ile (ortalama 125 real-1saat sürüyor) geçebilirsiniz. Araba kiralayıp 5 saatlik bir yolculukla da gidebilirsiniz ama Rio’da arabaya ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum.

Ne götürmek gerekir:

  • Pasaportlarınızla birlikte pasaportunuzun fotokopisi. (Güvenlik açısından pasaportları otelde kasada bırakmak daha mantıklı)

  • Bozdurmak üzere Dolar ya da Euro. Ne kadar harcayacağınıza göre değişir ama bir Avrupa şehri kadar pahalı değil. Para birimleri Real.

  • Mayolarınız, güneş gözlüğü, şapka, güneş kremi, şort, tişört, geceleri için şık birkaç elbise ya da beyler için şort üstüne birkaç gömlek, mutlaka spor ayakkabı, yol için kalın bir şeyler, bir de şemsiye almak iyi bir fikir olabilir.

  • Deniz terliğinizi ise kesinlikle oradan bir Hawanias mağazasından almanızı öneririm.

  • Güvenlik açısından fotoğraf makinesi yerine telefonlarınızla idare edebilirsiniz.

Dikkat edilmesi gerekenler:

  • İngilizce bilmiyorlar! En iyisi işinize yarayacak birkaç Portekizce kelime öğrenin ya da tarzanca el işaretleri ile derdinizi anlatmaya hazırlıklı olun :) Bir de taksi için adresi yazılı olarak gösterin.

  • Biz güvenlikle ilgili hiçbir sıkıntı yaşamadık, İstanbul’da yaşayan bir insan için de tedirgin edici bir yer olduğunu düşünmüyorum ama çok fazla evsiz var sokaklarda. Siz yine de hava karardıktan sonra ara sokaklara girmeyin, geç vakitlerde ulaşım için taksiyi tercih edin.

  • Konaklama açısından oteli tercih edin; interneti ve kasası olan bir oteli. Harcayacağınız kadar parayı ve pasaport fotokopilerinizi yanınıza alın. Kalan paranızı ve pasaportlarınızı kasada bırakın. Gitmeden okumuş olduklarıma göre de sizi durduran paranızı isteyen olursa da çıkarıp verin mücadeleye girmeyin. Biz böyle bir durumla hiç karşılaşmadık zaten hep merkezi yerlerdeydik ama çanta taşımayıp para ve pasaport fotokopilerinizi cebinizde taşıyıp temkinli olmak da fayda var.

  • Brezilya için uygun bir internet paketi yoktu bu nedenle odalarında da internet olan bir otel tercih ederseniz rahat edersiniz. Hem işinizi takip etmek için, hem de gideceğiniz yerlerle ilgili bilgi almak için.

  • Otellerin yıldızlarına aldanıp beklenti içine girmemek lazım, bizdeki ya da Avrupa’daki gibi bir hizmet yok. 4 yıldızlar 3 yıldız kalitesinde idi.

1.GÜN – Cumartesi (İstanbul – Sao Paulo)

THY’nin Sao Paulo’ya uçuşu Atatürk Havaalanı’ndan saat 9.30’da. Comfort class ile konforlu bir yolculuk sonunda Brezilya saati ile 17.30’da Sao Paulo’ya indik. Bazıları Sao Paulo’yu görmeye gerek yok dese de oralara kadar gitmişken, gerçek bir gezginseniz tam bir gün olmasa da Sao Paulo’ya zaman ayırmalısınız derim. Sadece yemekleri için bile buna pişman olmayacağınıza eminim.

Havaalanına indikten sonra kapıdaki free buslar ile Terminal 4’e geçtik ve oradan Republica’ya giden Airbuslara bindik (kişi başı 35 Real civarında). Dilerseniz taksi ile de 100-150 Real civarında bir fiyata da Republica’ya gidebilirsiniz. Rebuplica eski şehir merkezi. Biz bir gece kalacağımız ve alışveriş merkezi, müze vs. gezmektense tarihi binaları ile eski şehir merkezini gezmeyi tercih ettiğimizden, konaklama için burayı seçtik. Hava karardıktan sonra çok fazla evsiz olduğundan çok güvenli bir yer sayılmaz ama Airbus havaalanı otobüsü ile hava daha kararmadan Praça da Republica (Republica Meydanı)’nın yanında indik. Otelimizde hemen meydanın arkasındaydı, Bourbon Sao Paulo Business Hotel. San Juan Business ve Confort Downtown da incelediğim ve meydana yakın diğer otellerdi. www.booking.com ‘dan keyfinize ve bütçenize uygun oteli seçebilirsiniz. Otele yerleşip hazırlandıktan sonra akşam yemeği ve ilk ‘cahapirinia’larımız için kendimizi otelin önünden bindiğimiz taksi ile Villa Madalena’ya attık.

Villa Madalena – Rua AspicualtaCaddesi : Sao Paulo’da geçireceğiniz tek akşamınız varsa hele bu bir cumartesi gecesi ise ne kadar yorgun olursanız olun kendinizi bir dolu mekanın olduğu Aspicualta caddesine atın. Gayet güvenli, müzik dolu bu mekanı bir turlayın ve en hoşunuza giden yere oturun. Burada ‘Sao Cristovao’diye bir mekan var dünyadan tüm takımların atkıları yer alıyor bizden Fenerbahçe ve Galatasaray’ın da atkıları var göz atmak isterseniz.

caipirinha.jpg

Bütün Brezilya tatiliniz boyunca içmekten kendimi alamadığım lime, şeker ve Cachaça ile yapılan Breilya’nın ulusal içkisi olan Cahapirinha içip; Sao Paulo’da en güzellerini yediğim Bolinho de bacalhau (Balık topları)’ndan yiyebilirsiniz ve gözünüze kestirdiğiniz diğer atıştırmalıklardan. Palm yağı kullandıklarından ilk günlerden çok yağlı ve soslu şeyler tüketmemenizi öneririm ama ben her sabah mide koruyucumu aldıktan sonra (Cahapirinhalara hazırlık :) ), kendimi aşıp yediğim sokak lezzetlerine rağmen bir sorun yaşamadım. Yiyip içtikten sonra sokakta kolayca taksi bulup otelinize geri dönebilirsiniz.

2.GÜN – PAZAR (Sao Paulo)

Sabah kalkabilirseniz erkenden kalkmanızı öneririm. Biz erkenden kalkıp egzotik meyveler ve ‘pao de queijo’ adı verilen bayıldığım içi peynirli küçük ekmeklerle kahvaltımızı edip; spor ayakkabılarımızı giyip saat 8’de yürüyüş rotamıza başladık. Pazar günleri pazarın da kurulduğu Republica Meydanı’ndan başlayacak turumuz için önce Loneyl Planet’in önerdiği yürüyüş rotasını takip etmeyi planladım ama daha sonra yoldaki, tarihi ve görülmesi gereken noktaları belirten beyaz levhalar sayesinde kendi rotamızı kendimiz belirledik. Siz dilerseniz Republica Meyda’daki turist ofis önünde saat 11.00’de başlayan ve 4 saat süren ücretsiz yürüyüş turuna da katılabilirsiniz.

Sao Paulo görülecek – gezilecek yerler;

saopaulo.jpg

  1. Republica Meydanı ve Pazar günleri burada kurulan Pazar,

  2. Edificio Italia – İtalyan binası

  3. Mario de Andrade Municipal Library- Şehrin en büyük kütüphanesi

  4. Theatro Municipal ve önündeki süs havuzunda yıkanan evsiz :)

  5. Viaduto de Cha adındaki köprü Parque Anhangabau adındaki park

  6. Parque Anhangabau adındaki park

  7. Praça a Patriarca meydanı

  8. Igraja de Santo Antonio Kilisesi

  9. Largo de Sao Francisco Plazası

  10. ve 11. Igreja de Sao Francisco de Asisi ikiz kuleli kilise

12. College of Law koleji

13. Praça de Se Meydanı

14. En güzeli de Catedral de Se (Aşağıda)

catedraldese.jpg

15. Caixa Economica Federal Binası

16. Solar da Marquesa Müzesi

17. Praça Pateo do Colegio kolejinin olduğu yer

18. Largo de Sao Bento Meydanı

19. Mosteiro Sao Bento Kilisesi

  • Bu rotada yer almayan ancak görülmesi gereken ve yine beyaz levhalarla belirtilen Mercado Municipal yani merkezi halk pazarı. Burada morcade sandviçlerden yiyebilir, içerisindeki bir tane olan turistik mağazasan ‘Sao Paulo’ magnetlerinizi alabilirsiniz. Açıkçası başka yerde turistik şeyler satan bir yer görmedim.

​20. Art-deco tarzında inşaa edilmiş ve üst katından Sao Paulo manzarasını izleyebileceğiniz Banespa Binası

21. Edificio Martine ya da Copan adında modern tarzda inşa edilmiş bina

22. Largo de Paiçandu meydanı

23. NS do Rosario dos Homes Pretos adında çok tatlı ve sapsarı bir kilise

24. Monumento a Mae Preta adında siyah bir annenin bebeğini emziren heykeli

25. Caetona Veloso’nın Sampa adlı şiirinde adı geçen ve ölümsüzleşen Sao Joao meydanı ve Ipiranga meydanını ayıran kavşaktan; sola dönünce başladığımız yere geri dönüyoruz.

Republica meydanındaki pazarda ya da yakınındaki cafelerde yiyeceğiniz birbirinden lezzetli içi peynir ve tavuk dolgulu coxinha isimli hamur topları ile 4 saatlik turumuzu saat 12.00’da tamamladık.

Odamızdan check-out yapacağımız saatte turumuzu tamamlayıp, otelin önünden taksiye binip yaklaşık 12 km. kadar uzaktaki otobüs terminaline gittik. Biz yoldaki doğal güzellikleri ve Ituana bölgesini görmek için Rio’ya giderken otobüs tercih ettik ama açıkçası Karadeniz kıyılarından daha farklı bir manzara yoktu o yüzden ben size 7 saatlik otobüs yolculuğu yerine uçak yolculuğu öneririm. Tabi ki yukarıda ulaşım kısmında bahsettiğim gibi uçak otobüsten daha pahalı ama otobüslerin en uygun fiyatlısı bile bizdeki rahat hat konforunda. Sao Paulo turumuzun ne kadar süreceğini bilmediğimiz için biletimizi önceden almamıştık. Zaten her 15 dakikada bir Rio’ya farklı firmaların otobüsü kalkıyor. En uygun fiyatlı otobüs biletimiz ve rahat hat konforundaki otobüsümüzle Rio’ya tek molalı yolculuğumuz 13.00’te başlayıp, 20.00 sularında son buldu.

Rio de Janeiro hakkında:

Rio’da nerede kalınır?

Rio’da otobüs terminalinden 2015 nolu otobüs ile otelimizin olduğu Ipanema bölgesine geçebilirdik ama biz hava karanlık olduğu için taksiyi tercih ettik ve 60 Real gibi bir ücrete otelimize geldik.

Rio’daki oteli Ipanema bölgesinden seçtim. Rio de Janeiro konaklama açısından merkez bölge, Copacabana ve Ipanema olarak ayrılıyor. Lebnon ise Ipanema’nın devamı ve bence adeta çöl. Merkez ise, tarihi binaların ve iş merkezlerinin olduğu bölge. Deniz kenarındaki bu Rio tatili için kendinize Copacabana ya da Ipanema plajlarından birini düşünüyorsanız; Copacabana her ne kadar ünlü olsa ve Rio denince akla gelse de, Ipanema çok daha güvenli ve elit bir bölge. Bizim kaldığımız port 9 ile 8 arası (gaylerin yoğun olduğu bölge) oldukça eğlenceli ve hareketli idi. Biz dört yıldızlı Ipanema Golden Tulip Otel’de kaldık. Yer olarak gerçekten mükemmeldi. Otel denize ve alışveriş caddesine (Viscondede Piraja) bir blok yani 50 metre, metro ve ana otobüs duraklarına iki bloktu. Restoran ve kafelerin olduğu cadde ise(Rua Vinicius de Moraes) otelin tam önündeki cadde idi. Merkeze Cuma/cumartesi gecesi cluplara gitmek haricinde, her gecenizi güvenli ve hareketli bir şekilde burada geçirebilirsiniz. Biz de Rio’da ilk akşamımızı otelimizin de olduğu bu bölgeyi keşfederek geçirdik.

ipanema.jpg

Otelden İpanema Manzarası

Rio de Janeiro’da geçirebileceğiniz vakit hakkında şu tüyoları verebilirim; gününüzü üçe bölün. Kahvaltıdan sonra her güne gezilecek bir yer, yapılacak bir aktivite yerleştirin. Öğle yemeğinden sonra mayolarınızı ay pardon bikinilerinizi (Brezilyalı kadınlar asla tek parça mayo giymezlermiş) giyip kendinizi kumsallara atın. Deniz yüzmekten çok sörfe uygun dalgalı bir deniz ama olsun :) Akşamüzeri Arpoador’da kayalıkların oraya gidip, caipirinhalarınızı içerek herkesle birlikte güneşi batırın ve muhteşem müziklerle dans edin. Sonra odanıza dönüp hazırlanın ve kendinizi Brezilya gecelerine bırakın. Planlamanızı yaparken gideceğiniz yerlere göre hava durumunu da göz önünde bulundurun.

Rio de Janeiro gezilecek yerler;

  • Corcovado Tepesi ve İsa Heykeli

  • Sugarloaf Tepesi

  • Copacabana Plajı

  • Ipenema Plajı ve Pazar günü kurulan Hippie pazarı

  • Şehir Merkezi

  • Santa Terasa bölgesi

  • Lagoon Gölü

  • Gece hayatı için Lapa bölgesi

  • İlgisini çekenler için Botanik bahçesi

  • Yine ilgisini çekenler için Maracana Stadı (Maç olduğu bir tarihte Rio’daysanız otelinizden ya da turist ofisten önceden bilet alarak Maracana turuna katılabilirsiniz, bu güzel atmosferde maç izleyebilirsiniz. Ama güvenliğiniz için forma giymeyin :) )

  • Favela Bölgesi (İnsanların fakirliğini görmek için para verip bir tura katılmayı insancıl bulmuyorum ama böyle de bir turizm var. İlginizi çekerse sakın tura katılmadan kendi başınıza gitmeye kalkmayın)

3.GÜN – PAZARTESİ (IPANEMA & LEBNON)

Kahvaltı Sao Paulo’da ki kadar zengin olmasa da tropikal meyvelerin şenlendirdiği kahvaltıdan sonra kendimizi deniz kenarına atıp Copacapana Plajı’na başından bakma sureti ile Ipanema’dan Lebnon’a kadar yürüdük. Zaten burası devam eden bir kıyı şeridi... Dönüşte de kıyıya iki paralel yani iki blok içerde kalan alışveriş caddesinden (Visconde de Piraja) yürüdük. Böylece hem Ipanema’yı hem de Lebnon’u, cafelerini, barlarını, butiklerini keşfetmiş olduk. Bu arada bir de Zona Sul diye bir market zincirleri var I love Zone Sul <3 gerçekten :) Yiyecek, içecek, kozmetik vs. her türlü ihtiyacınızı bu marketlerden karşılayabilirsiniz. Hemen hemen her köşede olan vitamin barlardan birine oturup hamur işi atıştırmalıkları ile öğle yemeğimizi yedik. Hawanias mağazasından parmak arası plaj terliklerimizi de aldıktan sonra kendimizi Rio sahillerine atma vakti gelmişti.

copacabana.jpg

Copacabana Plajı

Bizim kaldığımız otelin plajda şezlong, havlu ve şemsiye hizmetini müşterilerine ücretsiz veriyordu. Port 8 ile 9 arası dalgalanan gökkuşağı bayrağından da anlaşılacağı üzere eşcinsellerin yoğun olduğu bölge. Sahilde başka nerede oturulabilir derseniz kayalıklara da yakın olan, arkasında akşamüzeri minik tezgahların kurulduğu ve ailelerin yoğunlukla olduğu Port 8’i önerebilirim. Öğleden sonra güneşin ve denizin tadını çıkardıktan sonra güneş batmadan önce cahapirinialarınızı büfelerden alıp kalabalığa takılıp, kayalıklarda güneşi batırmak… İşte Rio’da en sevdiğim, en özlediğim anlar. Gün batımı, cahapirinia ve Brezilya müzikleri…

Güneşi batırıp hazırlandıktan sonra akşam yemeği için Ipanema’daki meşhur restoran Garota de Ipanema’ya gittik. Kocaman ve lezzetli tabaklar, kapısındaki kuyruktan da anlaşılacağı üzere mükemmeldi. Sonra da bazısında canlı müzik de olan bölgedeki barları keşfedip, biralarımızı yudumladık. Bira içmek için kendi biralarını üreten Delirium Cafe’yi öneririm. Biz gece kulüpleri için hafta sonunu ayırdık ama her gece dans edip eğlenmek isteyenlere Ipenema’da Emporio 37’yi önerebilirim.

4.GÜN – SALI (İSA HEYKELİ, BOTAFAGO)

Kahvaltıdan sonra, geldiğimizden beri bize tepeden bakan İsa Heykeli’ni yani The Christ Statue’yi görme zamanı. Ancak tepeye çıkmak için açık ve bulutsuz bir gün seçin yoksa hiçbir şey göremezsiniz. General Osorio meydanından 583 nolu otobüse ile tepeye çıkan trenlerin kalktığı Cosme Velho durağına gittik. Otobüste parayı ödeyebiliyorsunuz, 3,5 Real. Yine para bozdurmak için General Osorio meydanında bir seyahat acentesi mevcut. Oraya gelince otobüs muavini bir şeyler söylüyor ve ineceğinizi bir şekilde anlıyorsunuz :). Kişi başı 51 Real’e (bu düşük sezon fiyatı yüksek sezonda 62 Real oluyormuş)aldığınız gidiş dönüş biletlerle çuf çuf trenle 710m. yükseklikteki tepeye tırmanıyorsunuz. Tırmanırken de yukardayken de muhteşem Rio manzarasını izliyorsunuz. Kalabalık olduğu için foto çektirmek zor oluyor ama çok erken saatler de gidip güzel fotoğraflar çektirebilirsiniz. Bir de kafe var yemek yiyip bir şeyler içebileceğiniz. Ben hindistan cevizli dondurma yedim çok güzeldi :) İlk tren 8.30’da ve her yarım saatte bir tren kalkıyor. Aslında tepeye taksi ile ya da turların minibüsleri ile de çıkıyor ama ben size treni tavsiye ediyorum. Çok nostaljik ve keyifli. Yine yüksek sezon zamanı herhalde -çünkü biz rastlamadık- ilk vagonda samba yapan gruplar da oluyormuş.

carcavado.jpg

Carcavado Tepesi'nden Rio Manzarası

jesus.jpg

The Christ Statue

İsa Heykeli ziyafetinden sonra dilerseniz Jardim Botanica’yı ziyaret edebilirsiniz. Hawaii’de gezdiğim botanik bahçelerinden sonra burada botanik bahçesine zaman ayırmak istemedim (Hawaii yazısı yakında)ama siz görmek isterseniz aynı gün içinde dönüş yolunda amazonları da keşfedebilirsiniz.

İsa Heykeli’nden dönüşte yine karnımızı doyurduktan sonra kendimizi plaja attık ve sonrasında cahapirinialarımız ile Arpoador’da güneşi batırdık. Gece için hazırlandıktan sonra General Osorio meydanındaki metro durağına gittik. Metrodaki yönlendirmeler ile kolayca çift yön biletlerimizi alıp (7 Real) trene binip birkaç durak sonraki Botafago’ya gittik. Rue de Nelson Mandela çıkışından çıktığınızda zaten yan yana sıralanmış restoran ve barları göreceksiniz. Burada beğendiğiniz bir yere oturup lezzetli yemekler yiyip, bir şeyler içebilirsiniz. Aslında Batafago’da eski çiftçi pazarı olan Cobal Humaita da listemizdeydi ancak biz gidemedik dilerseniz barlar ve restoranlar için buraya da gidebilirsiniz. İlerleyen saatlerde tekrar metro ile geri dönük ve bir güvenlik sorunu yaşamadık açıkçası. Metroda ilk mor vagonun kadınlara özel olduğu söyleniyordu ama gördüğüm karışıktı yine de uyarımı yapayım.

5.GÜN – ÇARŞAMBA (CENTRO & SANTA TERESA & URCA)

Bugün bütün bir günü yürümeye ve şehir merkezine ayırıyoruz. Bu nedenle kahvaltıdan sonra spor ayakkabılarımızı giyip yola koyulma vakti. General Osorio’dan ister metro ile ister otobüs ile Centro’ya gidebilirsiniz. Ben otobüs ile gitmenizi öneririm. Böylece Flamengo Parkı’nı ve Dünya savaş anıtını da geçerken görebilirsiniz. Ama çılgın otobüsleri çılgınca kullanan şoförlere de hazırlıklı olun :).

Rio da Janeiro Centro’da görülecek yerler;

mapa.jpg

Tourist info dan bir harita alabilirsiniz

  • Paço İmperial Sarayı

  • Palacio Tiradentes (Meclis Binası)

  • Travessa do Comercio sokağı lokanta, kafe ve barlar bulunuyor.

  • Centro Cultıral dos Correios Binası

  • Centro Cultural Banco da Brasil Binası

  • Casa França Brasil Binası

  • Mosteiro de Sao Bento Manastırı

  • Confeitaria Colombo Pastanesi (Tarihi ve çok sık bir pastane. Kesinlikle kahve molası için uğramalı ve cafezinhi içip meşhur çikolatası Brigaderio tatlısından yenmeli. Tabii gözünüze kestirdiğiniz diğer şeylerden de :) )

  • Teatro Municipal (Opera binası, gerçekten görülmesi gerekli)

teatro municipal.jpg

Teatro Municipal

  • Museu Nacional de Belas Artes (Güzel Sanatlar Müzesi)

  • Biblioteca Nacional (Milli Kütüphane)

  • Arcos do Lapa (Su Kemerleri) gece hayatı bu kemerlerin arkasındaki barlarda.

  • Catedral de Sao Sebastiao

escadaria.jpg

Su kemeri ve Catedral’in olduğu Lapa bölgesi merdivenlerle sizi Santa Teresa’ya bağlıyor. Bu merdivenlere Escadaria Selaron deniliyor; rengârenk çinilerle kaplı ve tam fotoğraf çekmelik :) Tarihini burada anlatmayacağım, her şey hazır olmasın ama bu etkileyici hikâyeyi okumadan gitmeyin.

Escadaria Selaron

Hem merdivenleri hem de koca yokuşu tırmandıktan sonra Santa Teresa konusuna gelince ben biraz hayal kırıklığına uğradım. Ne o kartpostallarda gördüğüm renkli yere benziyordu, ne de görmeyi umduğum sanat atölyelerinden fazla bir şey yoktu. Sarı tatlı tramvay kaza yaptıktan sonra seferleri kaldırmışlar. İnşallah siz gittiğinizde seferler tekrar olur ve tramvay ile gezersiniz. Yine de hoş ve manzaralı barlarından birine oturup; sadece Çarşamba ve Pazar günleri pişen geleneksel Brezilya yahnisi Feijoada yiyebilirsiniz. Bizim kuru fasulyenin siyah fasulye ve değişik etlerle yapılmış şekli olarak düşünebilirsiniz. Yanında pilav, sarımsak sos, salata ve portakal ile servis ediliyor. Çok lezzetli idi. Dönüşte Outelro da Gloria levhalarını takip ederek bu kiliseyi görebilirsiniz.

Bugün güneşi başka bir yerde batıracağız; URCA. Tekrar merkeze inip Urca’ya otobüs ya da taksi ile geçebilirsiniz, çok uzun bir mesafe değil. Burada bir üniversite, kemerin altından geçtiğinizde yürüyeceğiniz çok tatlı bir sahil kenarı, önünüzde marina ve üstünüzde İsa heykeli ile gün batımı sizi bekliyor. Kemerden geçin, soldan yolun sonuna kadar yürüyüp Bar Urca’dan cahapirinialarınızı alın ve güneşi batırın. Açıkçası ben gün batımı için Arpoador kayalıklarını daha çok sevsem de burayı da görmüş olmak güzeldi. Sonrasında hemen oradan kalkan Batafago otobüsleri ile daha önce de bahsettiğim eski çiftçi pazarı olan Cobal Humaita’ya (Rua Voluntarios da Pataria adresinde) geçebilirsiniz. Burada Japon ve Meksika mutfağı ve lezzetli pizzalar bulabilirmişsiniz. Diğer bir alternatif yine aynı yerden Ipanema otobüsüyle Ipanema’ya dönüp daha önceden gözünüzü kestirdiğiniz bir yere oturabilirsiniz. Örneğin biz denemedik ama günün her saati dolup taşan köşede bir tavukçu vardı chicken heart yapan…

6.GÜN – PERŞEMBE (SUGAR LOAF)

Dün çok gezdik çok yorulduk bugünü sahilde dinlemeye ayırdık. Gezme işini gün batımını izlemek için Sugar Loaf’a ayıracağız. Ama sizler illa bir aktivite yapacak, günü boş geçirmeyeceksiniz aşağıda ilginizi çekenlerden birini seçebilirsiniz.

  • Lebnon’da ki alışveriş merkezlerini gezmek

  • Ayak voleybolu oynamak ya da oynayanları izlemek :)

  • Sörf yapmak

  • Maça gidemesem de illa Maracana Stadı’nı göreceğim diyorsanız; metro ile gidip stadı görmek

  • Favela turu satın alıp, favelaları gezmek

  • Festivale hazırlanan samba okullarını gezen turu yapmak

  • Helikopter turu yapmak vs.

Evet herkes kendine uygun olanı seçip, aktivitesini tamamladıysa sıra gün batımı için Sugar Loaf tepesine gitmekte. Gün batımında kalabalık olacağı için geç olmadan gitmekte fayda var. Tepeye teleferik ile geçiliyor, biraz ürkütücü ama aynı zamanda büyüleyici. Fiyatı 62 Real. Teleferiğe gitmek için de Ipanema ve Copacabana’dan 511 numaralı otobüse biniyorsunuz (dönüşte 512 numaralı otobüse). Son teleferik 20.30 gibiydi ama gittiğiniz döneme göre değişebilir kontrol edin. Yanınıza kalın bir şeyler almakta fayda var, denizden 400 metre yüksek biraz esebilir. Yiyecek ve içecek alabileceğiniz tezgahlar burada mevcut.

Muhteşem gün batımı sonrası dağ havası aldık, açıktık. Artık sınırsız et lokantalarına gitmenin vakti geldi. Churrascarias adı verilen bu lokantalarda kişi başı 70 TL gibi bir para veriyorsunuz, masanıza oturuyorsunuz ve mutfaktan çıkan muhteşem etlerin yiyebildiğiniz kadar tadına bakıyorsunuz.

Yiyebildiğiniz sürece size verdikleri kartın yeşil tarafını, yiyemeyeceğiniz zaman kırmızı tarafını çeviriyorsunuz :) Et sevmeyen ben bile bayıldım, en çok da sosislerini sevdim. Nereye gidebiliriz derseniz General Osorio’da hemen meydanın köşesindeki Churrascaria Carretao’yu tavsiye edebilirim, biz de oraya gitmiştik. Copacabana’da da Churrascaria Palace diye bir mekan vardı, ‘tek gece sınırsız et bana yetmez’ diyenlere…

churrascarias.jpg

Churrascarias adı verilen sınırsız et restoranları

7.GÜN – CUMA (COPACABANA & LEME & LAPA)

Dünkü etlerden sonra sabah kahvaltısında sadece tropikal meyvelerden hazırlanmış yoğurtlu meyve salatası yiyerek midemizi bütün gün Copacabana Plajı’nda yiyeceğimiz sokak lezzetlerine hazırladık. Sabah güneş fazla yükselmeden 4 km uzunluğundaki, Roberto Burle Marx tarafından tasarlanan siyah beyaz geometrik dalgalı şekle sahip olan Copacabana kordonunun sonuna kadar yürüyerek, plajı keşfedebilirsiniz.

kumheykel.jpg

Solunuzda meşhur Copacabana Palace Oteli de olmak üzere oteller, sağınızda kumsallara yapılmış kumdan heykeller…

Artık gönlünüzün seçtiği bir yere oturup denizin ve güneşin tadını çıkarabilirsiniz. Bu tarafta favelalardan gelenler daha çok olduğu için dikkatli olmanızda fayda var. Biz genelde turist çiftlere denize girerken çantamızı emanet ediyorduk, onlar da bize. Neyse artık keyifli kısmına geçelim; bütün gün kumsaldan geçen seyyar satıcılardan ne yenir? Kesinlikle onlar güneşin altında fazla dolanmadan çubuğa takılı karideslerle başlanır. Elinde küçük ızgara gibi bir şey ile dolaşan satıcı gördün mü biranın yanına peynir kızartması (Queijo coelho) söylenir. Pastel – içi domates, fesleğen, et ve peynirle doldurulup kızartılan; bizim çiğ börek gibi bir şey. Koca bardaklarda önünüzde yapılan cahapirinia içebilir, yok ben güneşin altında tercih etmem derseniz; hindistan cevizi sularınızı yudumlayabilirsiniz. Bunlar da kesmez ise sahilde sıralanan kafelerden birine oturup siparişinizi verebilirsiniz. Bu arada bu kafelerden şezlong, şemsiye de kiralayabiliyorsunuz. Bugün de güneşi Leme’de batıralım dedik. Copacabana’nın en sonundaki kayalıklarda. Arpoador kadar güzel olmasa da dönüş yolunda hava karardıktan sonra kurulan tezgahları gezmek istedik ve tezgahları geze geze otelimize geri yürüdük. Yürürken yemeye doyamadık Mandioca adındaki meyveden püre yapılıp lavaş haline getirildiği ve içine muz, karamel, çikolata ne isterseniz konduğu Tapioca adındaki muhteşem tatlıdan yedik. El arabalarında satılıyor ve tadı hindistan cevizi gibi bir şey.

coco.jpg

Coconut suyu içmelisiniz...

Saat biraz ilerledi ama hem karnımız tok hem de artık kendimizi çılgın Brezilya gecelerine atacağımız için zaten geç çıkmayı planlıyorduk. Yine de çok geç bir saat olmadığı için metro ile Cinelandia durağına gidip, su kemerlerinin altından geçtikten sonra kendinizi Lapa’da yani Brezilya gece hayatında bulduk. Tüm barlar ve gece kulüpleri Mem De Sa caddesinde dizili. Öncesinde ya da sonrasında bir şeyler yemek isterseniz caddenin başında herkesin oturup bir şeyler yediği açık hava yerini kolaylıkla göreceksiniz. Sonrasında gözünüze kestirdiğiniz bir mekana ya da daha önce araştırdığınız bir yere gidebilirsiniz. Biz her zamanki gibi sokaktaki barları dolaşıp hepsinde bir şeyler içtikten sonra samba dinleyip eğlenmek için Carioca da Gema adlı gece kulübüne gittik. Canlı müzik vardı, insanlar genelde yereldi ve oldukça eğlenceli idi. Dönüşte ise arka sokaktan bindiğimiz taksi ile 30 Real gibi bir ücrete otelimize döndük. Taksi ile ilgili de gitmeden “üzerinde Rio taxi yazanlara binin daha güvenli” diye bir yazı okumuştum ama biz hiç ayırt etmeden sarı ve beyaz taksileri de kullandık ve herhangi bir sorun da yaşamadık.

8.GÜN – CUMARTESİ (LAGOON GÖLÜ & LAPA)

Kahvaltıdan sonra spor ayakkabılarımızı giyip, doğruca Ipanema Plajı’nı tam arkamızda bırakarak dümdüz içeriye doğru Lagoa Gölü’ne yürüdük. Sonra da Lagoa Gölü’nün etrafında yürümeye başladık. Bir haftadır bu şehirde olunca, gölün etrafında ailelerin çocukları ile geçirdiği cumartesi günü gözlemledikçe ve bu bölgedeki şık binaları gördükçe her Türk gibi başlıyorsunuz “buraya mı yerleşsek” diye düşünmeye. Acaba nasıl olur, hayat nasıl geçer, ne iş yapılır, tatilde Türkiye’den eş dost kimler gelir, kaç odalı ev lazım olur, burada yaşayan Türklerle nasıl ahbap olunur, benim yeğen ara tatillerde gelir Portekizce kursuna gider, burada çocuk yapsak Brezilya vatandaşı olur, çocukları hangi okula göndeririz, Türkiye’ye dönünce futbolcu mu olur, aman en kötü Brezilyalı futbolcuların tercümanı olur falan derken gölün etrafındaki 7,5 km .lik yol bitiyor ama kafalar da gidiyor :) Bu yürüyüşü gerçekten öneririm özellikle hafta sonu çünkü orada yaşayan insanların hayatlarını gözlemleyebiliyorsunuz.

arpador.jpg

Yürüyüşümüzü yaptık toksinleri attık. Bir vitamin barda öğle molası verip kendimizi denize atıp iyice ayılacağız ki bu cumartesi gecesi de bizi bekler. Arpoador’da güneşi batırırken aynı zamanda 30.yaş doğum günümü de kutluyorum huzur dolu ve çok mutlu :)

arpador2.jpg

Arpador'da gün batımı

Sonra da doğum günüm şerefine The Guardian tarafından dünyadaki en iyi 10 bardan biri seçilen ve tabi ki şehrin en iyi barı olan Rio Scenarium’a gidiyoruz. Ya rezervasyon yaptırmak gerekiyor ya da biraz erken gitmek. Biz 9 gibi gittik ve bir sorun yaşamadık. Bu arada mekan Lapa’da (yukarı kısımlarında) ama adresi çok da merkezi olmadığından taksi ile gitmeyi tercih ettik (30 Real civarında bir şey tutuyor). Antikalarla dekore edilmiş üç katlı bu binada önce yemek yiyorsunuz sonra da alt kata eğlenmeye ve samba yapmaya geçiyorsunuz. Girişte kayıt yapıyorlar bu nedenle pasaport fotokopinizi yanınıza almayı unutmayın. Giriş ücreti, iki Brezilian beef, bir şişe şampanya ve pasta-tatlı için 500 Real gibi bir ücret ödedik; bunlara dans kısmında içilenler dahil değil. Brezilya’daki diğer mekanlara göre pahalı ama bence gitmişken görülesi bir yer. Daha çok turistler var bir de kötü tarafı sigara içmek için o kadar çok prosedür var ki önce çıkıyor gibi hesabı ödeyecekmişiz sonra sigara alanına çıkabiliyormuşuz, sonra nasıl giriliyor o kısmını da anlamadım ama güzel bir doğum günü ve Rio’ya veda gecesi geçirmiş oldum.

9.GÜN – PAZAR (IPENEMA HİPPiE PAZAR)

Ve son gün! Kahvaltıdan sonra son kez denize gidiyoruz, denizle vedalaşıp gelip hazırlanıyor ve öğlen odadan çıkış yapıyoruz. Neyse ki teselli edecek bir şey var o da General Osorio meydanında kurulan hippie pazarı. Terlikler dışında alınacak her şeyi buraya bırakmıştım, iyi ki de öyle yapmışım, size de öyle yapmanızı tavsiye ederim. Hem oldukça çeşit var hem de uygun fiyatlı. Neler aldığıma gelince; Rio plaj çantası, yine Rio desenli şu kumsalda satılan meşhur örtülerden, Rio tişörtü (kardeşe canım her gördüğüm Rio ile ilgili şeyi de almadım yani :) ), hediyelik bir sürü magnet, kupa, shot bardağı ve evime asmak üzere yağlı boya bir Rio resmi. Pazarda pazardan ve aldıklarımdan daha güzel olan şey ise ‘Acaraje’ idi. İçinde karides ve soslar olan ekmek arası bu inanılmaz şeyi Anthony Bourdain’in Brezilya programında görmüş ve geldiğimden beri bunu aramıştım ki son gün bu güzel pazarda kedisini buldum ve afiyetle yedim, size de şiddetle öneririm. Üstüne de yemeden gitmek olmaz diye yine General Osorio’nun köşesinde bir yerde ‘the best açai of the world’ sloganı ile satılan açai adlı tatlıdan yedik. Aslında bu bir meyve; püre haline getiriliyor ve üstüne istediğiniz malzemelerle servis ediliyor. Çok da faydalı imiş denemenizi öneririm. E öyle işte yapmadığımız ne vardı, yemediğimiz ne kaldı, pazardan almadığınız ne vardı derken son günümüzü de bitirdik.

acai.jpg

Açai tatlısı

Rio bize sağanak yağmurla veda ediyordu. Aldıklarımızı otele bıraktığımız bavula yerleştirip havaalanları için kalın bir şeyler giydikten sonra otelden çağırdığımız taksi ile vakitlice kendimizi havaalanına atıyoruz. Trafik ve taksi bulamama gibi sorunları göze alarak erkenden hareket etmek de fayda var. Erkenden gelirseniz de bizim yaptığımız gibi havaalanında son cahapirinialarınızı içebilirsiniz.

Saat 01.00 sularında Sao Paulo’ya indikten sonra saat 04.00’teki İstanbul uçağımızı bekledik. Yine THY ve confort class ekibi ile çok keyifli bir yolculuk yaptık, hatta son bir doğum günü kutlaması bile yaptık :).

#RioDeJaneiro #Brezilya #SaoPaulo